Tatlı Konfor
Tatlı konfordur tereyağının oda sıcaklığına gelmesi, şekere karışması, yumurta, vanilya ve un. Tatlı konfordur yoğurmak hamuru. Her şey uzaklaşır senden, sadece tereyağı, un ve şeker kokusu, avuçlarını dolduran yumuşaklık. Yoğurmak hamuru babaannemin mutfağıdır.
Hep oraya dönüyor anılarım, sığınır gibi. Hep babaannemin mutfağında buluyorum kendimi. “Dokuz yaşındaydınız, o yaşta tüm çocuklar kilo alır.” diyor terapistim. Sonra, “kilo sıkıntınız o zaman başlamamıştır.” Bunu dedi mi bilmiyorum, muhtemelen dememiştir…o öyle kesin cümleler kurmazdı, soru sorar, kesin cümleleri bana bırakırdı. Çok sevdiğin birisini suçlayamazsın kendi sıkıntıların için. Babaannemi çok severdim. Belki ondan “o zaman başlamamıştır” lafını ben kurdum, onu azad etmek için. Bildiğim onunla üç ay geçirmeye gittiğimde çöp gibiydim. Üç ayın sonunda değildim.
O evi üçe ayırıyorum, üç yer var. Fasulye ayıkladığımız, dedikodu yaptığımız, sokaktan gelip geçen komşuları konuştuğumuz, akşama yemek hazırlığı yaptığımız o salon penceresinin önünde karşılıklı iki berjer. Sonra muhallebilerin piştiği, dibinin tuttuğu, hamurların açıldığı, yoğurulduğu, minik içi kıyma dolu çantalar gibi katlandığı, mantıların piştiği mutfak. Bir radyo çalar mutfak penceresinin içinde ve hava kararır, mutfaktan sıcak sarı bir ışık karanlık eve dağılır. Son olarak da arka odada, yanına uzanıp masallar dinlediğim, kokusunu içime çekerek uyuduğum yatağın akşamları açılıp yere serildiği o oda. Balkonu bir mezarlığa bakan oda.
Şefkatle sarıp sarmalandığım, olduğum gibi kabul edildiğim, utanmadan var olduğum, sığındığım, yıllardır aradığım o yer, hepsi babaannem.
O gideli 40 yılı geçti, dokuz yaşımın üzerinden 52 yıl geçti, başka ne çok şey geçti ve gitti, ne çok şey bıraktım geride, bir onu bırakamadım.
Bir ülkeyi, yaşadığım bir şehri, bir evi özlemedim hiç, ben kopan bağlarıma üzüldüm, sürekli terk ettiğim iskeleleri aradım, yolda da fırtınalı açık denizleri, yeni limanları sevdim alıştım. Ama ne zaman bağım kopmuşsa, biriyle, bir yerle, bir şeyle… iskeleden uzaklaşmış hissetsem hamur açar, muhallebi yaparım, ne zaman kendime bağlanmak istesem mutfağa girerim. Tatlı konforum, tutkum.



İlk paragrafına, yaptığın tatlı konfor tarifine vuruldum. Tadı vardı, tereyağlı, şekerli… Damağımda kaldı.
en tatlı konforu anlatmışsın. kokladım, tattım, gördüm.